Sigara ve Akciğerler

Sigara ve Akciğerler

Glutatyon Tedavisi FiyatlarıRandevu Talep Edin

Sigara dumanının içinde bulunan çok sayıdaki toksik maddenin ilk temas yeri ağız içi, solunum yolları ve akciğerlerdir. Bu bölgede duman ilk hali ile temas etmekte ve olabildiğince en yoğun toksik etkisi ile zarar verebilmektedir. Akciğerleri ve tüm vücudu sigaranın zararlarından korumak isteyenler öncelikle sigarayı bırakmalıdırlar. Öncelik sigaranın bırakılmasıdır. Sigara içmeseler de sigara dumanı soluyanlar da aynı risklere sahiptirler.

Eğer bırakılamıyorsa en azından zararlarını en aza indirmek için çabalamak gerekir. Zararları tamamen durdurmak mümkün değildir ama hafifletilebilir. Antioksidan etkili glutatyon doğal olarak akciğerde mevcuttur ve korumak için kullanılır. Ama çok sayıda adet ve uzun yıllar sigara içmek glutatyonun yetersizliğine neden olur. Damardan glutatyon takviye edildiğinde ve belli aralıklarla tekrarlandığında zararlar azaltılabilir. Evde kullanılacak takviyelerle desteklenebilir.

Üst Solunum Yolları

Öncelikle ağız içinde ve solunum yollarında etkileri olmaya başlar. Burun içinde ve solunum yollarında küçük siliaları bozarak zamanla tamamen yok olmalarını sağlar. Silialar mikropların ve büyük parçacıkların tutulmasını sağlayan küçük fırça gibi çıkıntılardır. Bu çıkıntılar mikropları tutma görevindedir ve akciğere inmesini önlemektedir. Ortadan kalktıklarında düz bir yüzey olduğunda mikroplar kolayca alt solunum yollarına inebilmekte ve hastalık şiddeti daha artmaktadır.

Ayrıca ağız içi ve gırtlak bölgesinde görülebilen kanser türlerinin sigara ile ilişkisi unutulmamalıdır. Dudak, ağız, gırtlak, farenks, sinüsler, özofagus kanserleri sigaranın etkileri ile oluşma oranı tüksek kanser türleridir.

Alt Solunum Yolları

Aşağı inen büyük partiküller alt solunum yollarına ulaştığında daha fazla mukus salgısı olur ki burada tutulabilsinler. Akciğere alveollere inmeden tutulmaya çalışılır. Bu mukus balgam demektir ve öksürük olmaya başlar. Sigara içenlerin sürekli öksürük çekmeleri bu mekanizmalar ile gerçekleşir ve solunum yollarının bu zararlı maddelerden kurtulmak için imdat çığlıkları gibidir.

Akciğerler ve KOAH Oluşumu

Alveollere ulaştığında kan damarları ile temas sağlanmaya başlar. Bunun anlamı artık vücuda yayılacak ve tüm vücuda zarar verebilecek hale geçmesi demektir. İşte artık sistemik etki başlar toksik maddelerin tüm dokulara zarar verebilme koşulları oluşur.

Akciğerlerde alveollerde enflamatuar reaksiyon oluşur. Enflamatuar reaksiyon kısa süreli değil sürekli olarak temasa bağlı uzun süreli olmaktadır. Uzun süreli enflamasyon kronik bronşit tablosunu oluşturur. Ne kadar uzun süreceği sigara bağımlısının kararına bağlıdır. Bırakıyorum dediği anda hasar az ise, doku kendini onarmaya başlar ve akciğer eski haline döner. Eğer süre uzarsa ve bir türlü sigara bırakılmazsa akciğerde kronik bronşite bağlı hasarlar nedeni ile KOAH tablosu oluşur. KOAH geri döndürülemez, artık hava açlığı çeken ve belki cihaza bağlı yaşayan bir biri haline gelinmiş olur.

KOAH tablosu oluştuğunda hava yollarında daralma nedeni ile yeterince hava akciğerlere ulaşamaz.  Nefes zorluğu ve darlığı çekilmeye başlanır. Ayrıca alveollerde hasar oluştuğu için kana yeterince oksijen iletilemez hava açlığına neden olur. KOAH tablosuna Amfizem tablosu eklenir. Artık ömür boyu sürecek hava açlığı ve solunum zorluğu tablosu gerçekleşmiş olur. Dinlenirken veya yatarken bile solunum zorluğu çekilmeye başlanır.

Sigara İçme Miktarı ve Süresine Bağlı Olarak Kanser Riski Artıyor

Sigara dumanında çok sayıda kimyasal madde mevcut ve bu kimyasal maddelerden 70’den fazlası, kanser yapabilir etkiye sahip maddeler olarak tanımlanmıştır. Kanser oluşumunda etkili bu maddeler, puroda ve nargilede sigaradan daha fazla olarak bulunmaktadır.

Sigara içme süresi ve miktarı sigaranın kanser yapma riskini belirleyen parametreler olarak düşünülmektedir. Sigaranın etkileri çok uzun sürede gerçekleşir. Ortalama günde 1 paket sigara 20 yıl boyunca içildiğinde akciğer kanseri görülme riski belirgin artmaktadır. Sigaraya başlama yaşı önemlidir, ne kadar erken başlandıysa risk o kadar artmaktadır. Dolayısıyla erken başlama, günlük adedin fazla olması ve içme süresinin uzun olması riski çok büyütür. Hatta sigaralar çeşitlendikçe ve içilen çeşide göre daha tehlikeli olan akciğer kanseri türleri görülme sıklığı artmaktadır.

Sigara dumanında bulunan kanser yapıcı maddeler uzun süre alındığında ve hasarlanma başladığında hücre DNA’sı ile reaksiyona girerek gen mutasyonuna neden olabilmektedir. Günde sadece 4 sigara içilmesi bile sigara içmeyenlere göre kanser riskini 5 kat artırabilmektedir. Sigara sayısı 10 adede çıktığında bu risk 20 kata kadar çıkabilmektedir. 25 adetten fazla içildiğinde ve kişi 45 yaşın üzerinde ise akciğer kanseri riski 50 kat artmaktadır. Adet kadar içilen sürenin önemi de çok büyüktür.

Kanser oluşmasında yüksek risk taşıyan grupları, 55 yaş üzerinde, 30 yıldan fazla sigara içmiş olan ve halen aktif içen kişilerdir. Daha kısa süre içmiş olan ama beraberinde riski artıran nedenleri(daha önce kanser atlatmış olma, ailede akciğer kanser öyküsü olma, mesleki maruziyet, KOAH veya akciğer fibrozisi varlığı) olan kişiler de risk altındadır.

Kanser oluşumunda etkili bu maddeler, puroda ve nargilede de mevcuttur ve sigaradan daha fazladır. E-sigaralarda da DNA hasarı ve mutasyona yol açan kimyasallar vardır.

Filtreli ve light olarak tabir edilen sigaraların daha güvenli olduğu bilgisi doğru değildir. Sigaranın tipi ile akciğer kanseri sıklığı azalmamakta, sadece yerleşimi ve tipi değişse de ölümcül sonuçlar değişmemektedir.

Sigara 40 yaştan önce bırakılırsa hasar az olduğu için akciğer ve dokular kendini yenileyebilir. Kişiden kişiye değişebilen bu durum sağlıklı beslenenlerde, yaşam şartları sağlıklı olanlarda tamamen düzelebilmektedir. Bu süreçte destek terapileri alınabilirse süreç daha doğru işleyecektir. Glutatyonun damar yoluyla verilmesi bilinen en etkili destektir. Tüm dokuların mitokondri düzeyinde düzelmesini sağlayabilmektedir.